Dünya Bizim Kitaplığı

Son Devir

Son Devir Haber Portalı

tasit.com - hayalin bir tık önünde!
  • Son Devir / Twitter
  • Son Devir / Faceebook
07:45, 22 Ekim 2014 Çarşamba
Güncelleme: 23:27, 06 Şubat 2014 Perşembe

İNTERNET

Son Devir'i beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/sondevir
Son dakika haberlerini
Son Devir'de takip et
twitter.com/sondevir
İnternette ne yasak var ne de sansür

İnternette ne yasak var ne de sansür
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan dün geçen kanunla ilgili yer alan haberlere gönderme yaptı.

  • Save it!
  • digg'e kaydet
  • StumbleUpon
  • LinkedIn
  • #fikriniyaz

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan yeni internet düzenlemesiyle ilgili açıklama yaptı.

İşte Elvan'ın konuşmasından satırbaşları:

"BİZ İNTERNETİ YASAKLAMIYORUZ"

Bunların hiçbirisinin gerçekle alakası yok. Biz interneti yasaklamıyoruz. Bilakis şu an ki düzenlemede internetin yasaklanmasının çok kolay olduğu bir mekanizma var. Bunu ortadan kaldırıyoruz. Şöyle bir resimle karşı karşıya kalıyoruz.

Diyelim ki herhangi bir vatandaşımızın, milletvekili olabilir, sizlerden birisi olabilir, özel hayatınızla ilgili gerçekten kamuoyunda dolaşmaması gereken uygunsuz bazı videoların olduğunu düşünün. Bunda mevcut düzenlemede yapacağımız işlem nedir? Yapmanız gereken şey şu anda, karşı karşıya kaldınız. Birileri evinize bile girdi, uygunsuz kayıt yaptı. İnternet ortamında yayınladı.

"ŞU ANKİ DÜZENLEME MAĞDURİYET YARATIYOR"

Öncelikle yer veya içerik sağlayıcısına başvuracaksınız, iki gün bekleyeceksiniz, sağlayıcı size cevap verebilir de vermeyebilir de. Şu anki uygulamalara baktığınızda, genellikle sağlayıcıların bu başvurulara cevap vermediğini görüyoruz. Bu iki günün sonunda mahkemeye başvurma hakkınız var. Bir vatandaşınızın kendi mağduriyeti söz konusu ise, o vatandaşımızı iki gün mahkemeye başvurmaktan alıkoyan nedir? Şu an ki düzenleme.

"ALTI GÜNDE VİDEO ZATEN YAYILMIŞ OLUYOR"

O iki gün içinde mahkemeye başvuruyorsunuz, üç gün içinde karar veriyor. Etti beş gün. Bu beş gün sonunda iki şekilde karar veriyor. Diyor ki, ben bu internet sitesini kapatıyorum. Veya bu içerik, içerik sağlayıcısı tarafından çıkarılmalıdır şeklinde karar veriliyor.

Diyelim ki, içerik veya yer sağlayıcısı içeriği çıkarılması kararını verdi. Bakın siz ne yapacaksınız. O kararı alacaksınız, altı günlük sürede zaten o video her tarafa yayınlanmış olacak. Teker teker sağlayıcılara gidip lütfen bu içeriği çıkarın diyeceksiniz.

Vatandaşa eziyet ediyoruz, hem kişilik hakkı mağduriyeti söz konusu, hem de diyoruz ki sen git teker teker dolaş, erişim sağlayıcı engellesin diyorsunuz.

Eğer yurt dışında ise sağlayıcı, oradaki sağlayıcıya yazı yazıyorsunuz, diyorsunuz ki benim böyle bir mahkeme kararım var, lütfen çıkarın diyorsunuz. Ve bu tür uygulamalarında mevcut yapıya baktığınızda yüzde 90'nın üzerindeki uygulamalar, bu tür özel hayatı ihlal eden uygulamalar yurt dışı kanalıyla yapılıyor.

Ve hiçbir şey yapamıyorsunuz. Elinizde mahkeme kararı olsa bile eliniz kolunuz bağlı. Mahkemeler de genellikle bu internet sitesi kapatılmalıdır diye karar veriyor. Bu karar TİB'e gönderiliyor ve TİB bu engellemeyi yapıyor ve o internet sitesini yapıyor.

"İNTERNETİ BİR BÜTÜN OLARAK KAPATMAK YERİNE BİR SAYFAYI ENGELLEMEK SÖZ KONUSU"

Peki biz ne yapıyoruz? Diyoruz ki mahkemelere, siz internet sitesini kapatmayınız. Sadece ve sadece URL adresini, sadece o sayfayı engelleyiniz diyoruz yeni gelen tasarıyla. Ve ne yapacak mahkeme? İnterneti bir bütün olarak kapatmak yerine, belki bir paragraf belki bir sayfa olan kesimi engellemesini sağlayacak.

Ve vatandaşımız da kapı kapı erişim sağlayıcıları dolaşmayacak artık. Ve ne yapacak? Kuracağımız erişim sağlayıcıları birliğine bu karar gidecek. Zaten bu birlik de erişim sağlayıcısı olanlar da üye olması nedeniyle, bu birlik dört saat içerisinde mahkeme kararının uygulanmasını isteyecek. Vatandaşımıza yapmış olduğumuz bu eziyet ortadan kalkmış olacak.

Dolayısıyla internet yasaklanıyor, sansür geliyor gibi yaklaşımlar tamamıyla yanlış olan yaklaşımlar. Gerçekle en ufak ilgisi olmayan yaklaşımlar.

Bir başka iddia, 17 aralık sonrası hazırlanan apar topar getirilen bir tasarı ifadesi kullanıldı. Bu internetle ilgili yapmış olduğumuz çalışmalar bir buçuk yıldan beri devam ediyor. Bu çalışmalar geçen Nisan ayında tamamlandı. BTK başkanımız defalarca toplantı yaptılar bu hazırlanan tasarının, ne gezi olaylarıyla, ne 17 aralık olaylarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Zaten tasarının bir çok maddesi 2013'te Meclis kapanmadan gelen maddeler.

"HAKARET VARSA TİB ENGELLEYECEK"

"İki kişi kendi arasında bir yazışma yapıyorsa, ne bileyim hakaret veya kaba söz söylemiş ise, bunlar TİB tarafından engellenecek, internet sitesini kapatacak. Ne yapılırsa yapılsın, hiçbir mahkeme kararına gerek duymadan TİB tarafından kapatılacak" söylenenler bu.

Çok açık ve net ifade ediyorum. TİB'in hiçbir müdahalesi söz konusu olmayacak. Sürecin herhangi bir aşamasında hiçbir şekilde devrede değil ve tamamıyla süreç kişi mahkeme ve erişim sağlayıcıları birliği arasında geçiyor. Peki kişilik haklarının ihlali nedir? Bir aşağılama söz konusu ise, bir hakaret varsa, iftira söz konusu ise bu tür hususların tamamı kişilik haklarıyla ilgilidir. Bu süreçlerin hiçbirisinde TİB yer almamaktadır.

En az beş gün sizin özel hayatınızın gizliliği, kişilik haklarınızın ihlali söz konusu ise, en az beş gün beklemek zorundasınız. Almış olduğunuz kararın internetin kapatılması dışıdna hiçbir anlamı söz konusu değil. anlamı yoktu.

YENİ SİSTEM NEYİ GETİRİYOR?

Yeni sistem neyi getiriyor? İki gruba ayırıyoruz. Bir kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliğinin ihlali.

Diyelim ki herhangi birimizin kişilik haklarının ihlal edildiğini düşündük. Aşağılandı, hakaret edildi. Böyle bir durumda kişi doğrudan doğruya, iki gün beklemeden, mahkemeye başvurabilecek. Sulh Ceza'ya başvurabilecek, mahkeme duruşma yapmaksızın 24 saat içerisinde kararını verecek. Kararı verdikten sonra, mahkeme şunu ifade etmiş ise "evet kişilik hakların ihlali var" demiş ise, bu kararı alıp vatandaşımız kapı kapı dolaşmayacak artık. Bu karar doğrudan erişim sağlayıcıları birliğine gönderilecek, ve birlik mahkemenin bu kararını 4 saat içerisinde uygulamaya konulacak.

Ne yapmış oluyoruz? Vatandaşımızın mağduriyetini beş gün beklemeden, beş gün sonunda elde ettiğiniz sonuç mahkeme kararı bile sizin sorunuza cevap veremiyor durumdayken, yeni tasarıyla 28 saat içerisinde sizin hakkınız, ihlal varsa korunmuş oluyor. Burada TİB var mı arkadaşlar? Şu anki mevcut internet ortamındaki bu tür kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliğinin ihlali durumunda, başvurulara baktığımızda, yüzde 95'i ve daha fazlası, kişilik haklarının ihlaliyle ilgilidir arkadaşlar.

Dolayısıyla 28 saat içerisinde herhangi bir ihlal söz konusu ise TİB hiçbir şekilde devreye girmeden, ne yapacaktır? Mahkeme kararını erişim sağlayıcıları birliği uygulayacaktır.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ KONUSU NASIL İŞLEYECEK?

Gelelim özel hayatın gizliliğine. Peki nasıl bir süreç işleyecek? Özel hayatın gizliliği nedir? Kasıt bu insan hakları evrensel beyannamesinde de vardır. Kendisi ailesi ikametgahı özel hayatı ilgilendiren hususlar. Ama bunun dışındaki hakarettir, ne bileyim kaba sözdür, bu tür suçlar özel hayatın gizliliğiyle ilgisi olmayan konulardır.

Herhangi birisinin eşinin çocuğunun bir videosu gayri hukuki olarak çekildi. Burada bir kişinin mağduriyeti söz konusu. Peki ne yapılacak? O kişi kendi özel hayatıyla ilgili olan kişi hemen TİB'e başvuracak, TİB bu başvuruyu değerlendirip, erişim sağlayıcıları birliğine gönderecek. Birlik de geçici olarak dört saat içerisinde bu kasetse video ise bunu durduracak. Geçici olarak durduracak altını çiziyorum.

Ve o kişi mahkemeye başvuracak. Mahkeme de 48 saat içerisinde erişimin engellenip engellenmeyeceği konusunda kararını verecek. Eğer mahkeme bu erişim engellenmesine devam edilsin diyorsa devam edecek. Kaldırılsın şeklinde karar vermişse, erişim kaldırılacak. Herhangi birimizin TİB' yaptığı başvuruda değerlendirme yapılacak dedim. O kişinin kimliğine bakacak. İç değerlendirme konusuna girmeyecek. Özel hayatla ilgili midir, değil midir, sadece kimlik tespitine bakacak.

Burada yine itiraz konusu olan bir fıkramız var. şunu söylüyoruz, buna geçmeden şunu ifade edeyim. Bu süreçlerin tamamı belki bu tür kişilik hakları ve özel hayatın gizliliğine yapılan başvuruların yüzde 99,9'unu teşkil ediliyor. Hepsinde yargı var mı, var. yargı nasıl by pass ediliyor peki?

"İNTERNETTE NE YASAK VAR NE SANSÜR"

Eğer gerçekten gecikmesinde son derece sakınca bulunan, bu anayasamızda da var. bir husus söz konusu ise, bu ne olabilir? Geçmişte yaşadık bir parti liderine yönelik yaşadık. Gerçekten ülke açısından, kamuoyu açsıından son derece rahatsız edici, bir saniye bile beklenmesine tahammül olmayacak şeyler söz konusu olabilir. Bu tür durumlarda da TİB başkanı sürenin önemine binaen hemen engelleyecek, ama mahkeme kapısı yine açık. Mahkeme kararı geldiği anda, TİB mahkeme kararını uygulayacak.

Manzara bu. Burada ne internetin yasaklanması, ne sansür, ne TİB'in yargı kararını dikkate almaksızın internet sitelerini engelleme gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil.


  • Save it!
  • digg'e kaydet
  • StumbleUpon
  • LinkedIn
  • facebook'ta paylas
  • Yazdır
  • Arkadaşıma Gönder


İlgili Konular » Lütfi Elvan | internet | internet yasası | sansür | TİB |
Bu habere sen ne diyorsun?



Yorum Yaz








Kalan karakter:
Değiştir

Bugün En Çok Okunanlar