Keçiören Belediyesi
Hafta Sonu Pazar Eki
GÜNÜN TÜM HABERLERİ | KÜNYE | BİZE ULAŞIN | SİTENE EKLE | HAFTASONU | | GAZETE MANŞETLERİ | | AÇILIŞ SAYFAM YAP

Son Devir

Son Devir Haber Portalı

SonDevir 1 Yaşında
  • Son Devir / Twitter
  • Son Devir / Faceebook
12:45, 19 Mayıs 2012 Cumartesi
19:21, 19 Şubat 2012 Pazar

SÖYLEŞİ

Son Devir'i beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/sondevir
Son dakika haberlerini
Son Devir'de takip et
twitter.com/sondevir
Almanya treni artık boş gidip dolu dönüyor

Almanya treni artık boş gidip dolu dönüyor
Gurbetçileri anlatan Almanya Treni Belgeseli'ni Kuzey Haber Ajansı ile hazırlayan Yedirenk İletişim'in Genel Koordinatörü Bilal Arıoğlu, artık Avrupa'ya ihtiyacımızın olmadığını 'trenler boş gidip dolu geliyor' diyerek özetliyor.


MÜSİAD Basım Yayın Ambalaj ve Reklam Sektör Kurulu Başkanı Bilal Arıoğlu, aynı zamanda belgesel yapımlarıyla tanıdığımız Yedirenk İletişim'in de Genel Koordinatörü.

Bugünlerde Tv 24'te yayınlanan "Almanya Treni" belgeselinin de Kuzey Haber Ajansı ile birlikte hazırlayıcılarından olan Arıoğlu, TRT bünyesinde yıllarca yönetmen olarak çalışmış, çeyrek asırdan fazla bir süredir basın- yayın dünyasının içerisinde olan bir isim. MÜSİAD Basın Yayın Ambalaj Reklam Sektörü ise gerek reklamcılar ve iletişimcilerin gerekse yayıncı ve prodüksüyon firmalarının önüne ışık tutan araştırmalarıyla tanınıyor. Biz de Arıoğlu ile yapımcılığını üstlendikleri Almanya Treni Belgeseli'ni ve son 50 yılda Türkiye'nin sosyal ve kültürel alanda aldığı mesafeyi konuştuk.

 

YILDA 500 MİLYON KİTAP ÜRETİLİYOR

 

Arıoğlu'nun başkanlığını yürüttüğü MÜSİAD Basın Yayın Sektör Kurulu yakın bir tarihte Türkiye'de basın yayın sektörü üzerine bir çalışma yaptı. Arıoğlu'nun başkanlığında yürütülen sonuçlar bildik ezberleri ve zihnimizdeki kültürsüz toplum algısını değiştirmesi açısından önemli.

Pep tekrar edilen "Okuma düzeyi çok düşük bir ülkeyiz" nakaratının artık geçerli olmadığını, güncellenmeyen bilgiler üzerinden konuştuğumuzu söylüyor Arıoğlu. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye'de 2010 yılında 408 milyon kitap üretildi, 2011 yılında 487 milyon kitaba çıktı bu oran. Yani ortalama olarak kişi başına 7 kitap düşüyor.

2010 yılında ülkemizde yayınlanan e-kitap sayısı 646 iken bu oran 2011 yılında 1314'e yükselmiş. Sinema sektöründe ise 2011 yılında 290 civarında film vizyona girdi, bunun 75'i yerli filmdi. Arıoğlu İstanbul'un artık dünyanın sayılı kültür merkezlerinden biri olduğunu ve Almanya treninin boş gidip dolu döndüğünü ifade ediyor.

 

İNTERNETTEKİ 20 YIL ÖNCEKİ BİLGİLER

 

Başta aydınlarımız olmak üzere, toplumumuzun bazı kompleksleri olduğunu ifade eden Bilal Arıoğlu, hiç düşünmeden kendimizi aşağıladığımızı söylüyor. Okuyan bir toplum muyuz? sorusuna hemen "hayır" cevabını vereceğimizi anlatan Arıoğlu, oysa bu durumun artık geçerli olmadığına dikkat çekiyor: "Bu ülke son yıllarda önemli mesafeler kat etti. Hiç düşündünüz mü İstanbul'da günde kaç tane kültürel ve sosyal etkinlik oluyor.

İstanbul bugün uluslararası etkinlikler açısından dünyanın ilk on büyük şehrinden birisi. Bazı kültürel mekanlarımızın rezervasyonları şimdiden 2020 yılına kadar dolmuş durumda. Türkiye'de 2010 yılında 408 milyon kitap üretildi. 2011 yılında 487 milyon kitaba çıktı bu oran. Yani ortalama kişi başına 7 kitap düşüyor."

İnternette "Türkiye'de okuma oranları diye" bir tarama yaptırıldığında çıkan sayıların doksanlı yılların başında yapılan araştırmalar olduğunu anlatan Arıoğlu, yirmi sene önceki rakamların hiç değerlendirmeden kullanıldığını ifade ediyor ve "Almanya veya Fransa'da Metroda kaç kişi kitap okuyorsa bizde de o kadar kişi okuyor. Yayınladığımız MÜSİAD Sektör raporumuzda bu verileri ortaya koyarak kişi başına 6 kitabı geçtiğimizi söyledik." diyor.

 

E-YAYINCILIK YÜZDE 100 BÜYÜDÜ

 

Yayıncılık sektörünün büyüklüğünün 2 milyar dolara yaklaştığına dikkat çeken Bilal Arıoğlu, doksanlı yıllarda Türkiye'de yayınlanan yeni başlık türlerinde oranın birkaç binde iken, 2000 yılında 13 bine, 2010 yılında 38 bine, geçtiğimiz yıl ise 43 bin 190 adete yükseldiğini söylüyor. Arıoğlu'nun verdiği bilgilere göre şimdiden bir çok Avrupa ülkesini geride bırakmış durumdayız. Kitap sektörü ortalama yıllık yüzde 20- 25 civarında büyüyor.

6000'in üzerinde kitapçı, 150 adet dağıtımcı var. Elektronik yayıncılıkta ise her yıl yüzde 100 yüzü aşan bir büyüme görülüyor. 2010 yılında ülkemizde yayınlanan e-kitap sayısı 646 iken bu oran 2011 yılında 1314'e yükselmiş. Okullarda tablet bilgisayar uygulaması sayesinde birkaç yıl içinde bilgisayar girmedik ev kalmayacağını anlatan Arı, bu konunun eğitimde fırsat eşitliği açısından önemli bir katkı sağlayacağını düşünüyor.

 

SİNEMADA DAHA YOLUMUZ VAR

 

Sinema alanındaki gelişmelerin de birçok Avrupa ülkesini imrendirecek boyutta olduğunu anlatan Arıoğlu, iki kişiden birinin yerli yapımları tercih ettiğini açıklıyor. Arıoğlu, "Son 10 yılda yabancı film başına seyirci oranı 100 binlerde iken yerli film başına 390 bine ulaştı. 2010 yılında toplam sinema seyircisi 41 milyonu aşarak son yirmi yılın en yüksek düzeyine ulaşmıştı. 2011 yılında elde edilen sinema hasılatı 400 milyona yaklaştı.

Seyirci sayısı ise 42 milyon 298 bin beş yüz oldu. Yerli yapımların gişe payı yüzde 50." şeklinde açıklıyor rakamları. Arıoğlu'na göre sinema konusunda bazı eksiklerimiz var. Mesela hala düzenli film izlenecek sinema salonu olmayan iller var. Avrupa'da kişi başına 3 bilet'in üzerinde düşerken bizde henüz kişi başına bir bilet sayısına ulaşamadık. Ancak bu sektörün gelişmeye açık olduğunun da bir göstergesi.

Arıoğlu, dizi ihracatında geldiğimiz noktaya dikkat çekiyor: "Artık bazı dizilerimiz yayında iken satılıyor. Diziler üzerinden ülkemiz tanıtılmış oluyor. Bu açıdan dizi içeriklerine biraz dikkat etmemiz gerekiyor. Birkaç yıl içinde diziler üzerinden bölge ülkelerde Türkçe konuşan bir kuşak yetişecek. Bu gelişmeleri çok önemsiyorum. Yakında yüksek bütçeli ortak yapımlarla da karşılaşabiliriz."

 

GURBETÇİ İÇİN KONSOLOSLUK BAHÇESİ VATAN TOPRAĞI GİBİDİR

 

Bilal Arıoğlu, Almanya Treni Belgeselini hazırlayan Yedirenk Ajansı'nın Genel Koordinatörü. Arıoğlu, Almanya Treni Belgeseli'nin asıl konusunun Avrupa'da Türkler olduğunu söylüyor. Bunun için gurbetçilerin yoğun olarak yaşadıkları Hollanda, Fransa, Avusturya, Belçika ve Almanya'yı seçmişler.

Bilal Arıoğlu, "Almanya Treni"nin aslında daha önce TRT'de yayınlanan "Almanya'da Türk İzleri" Belgeseli'nin devamı niteliğinde olduğunu anlatıyor. ve "Almanya Treni'nde tanıklar hayatta idi onun için onların anlatımı üzerinden gittik." diyor. Belgesel bir yıla yakın bir çalışmanın ürünü. Sadece 1960'tan günümüze gazete kupürlerinin taranması 4 ay almış. Sadece belgeselin drama bölümleri için yapılan harcama bile 100 bin TL'yi bulmuş. 5 ülkede 2 ayı aşkın süren çekimler yapılan belgesel, Türkiye'deki en pahalı belgesel yapımlarından biri.

Bilal Arıoğlu belgeselin ortaya çıkmasında Kuzey Haber Ajansı'nın hiç bir hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığını söylyor ve özellikle teşekkür ediyor. Belgeselde Türk işçileri Alman makamlarının istemediği ancak ABD'nin bastırması neticesinde anlaşmanın olduğu görülüyor.

Bu nedenle hem Türk hem de Alman makamları gurbetçilerin sorunlarına karşı hazırlıksız ve de kayıtsız kalmışlar. İşçiler herhangi bir sebeple Türk konsolosluklarına gittiklerinde oradaki beklemeyi ve ilgisizliği dikkate almadan bir bayram havası yaşıyorlar. Termoslara çaylar yapılıyor börekler kekler hazırlanıyor konsolosluk bahçesinde piknik yapılıyor. Çünkü orası vatan toprağı olarak değerlendiriliyor.

Bilal Arı belgeselde kendisini en çok etkileyen kısmın bir gurbetçi çocuğunun babasına "Türkiye ne demek?" diye sorması, karşılığında babasının da "Bizi her yerden kovabilirler, ama oradan kovamazlar." demesi olduğunu söylüyor ve ekliyor. "Durumu bundan daha güzel özetleyecek bir söz var mıdır?" 

Yeni Şafak / BEHLÜL ÇETİNKAYA



Bu habere sen ne diyorsun?



Yorum Yaz









Kalan karakter:

Bugün En Çok Okunanlar