banner14

Dijital işletmenin sınırları

Mehmet Lütfi Arslan

Dijital işletme kavramını anlamak için başvurmamız gereken ilk kavram yeni ekonomi kavramıdır. 90’lı yıllarda ABD ekonomisinde meydana gelen performans artışını anlamlandırmak üzere ortaya atılan yeni ekonomi kavramı; sanal ekonomi, dijital ekonomi, elektronik ekonomi veya ağ ekonomisi adlarıyla da anılan ve bilginin meydana getirdiği yapısal dönüşümü anlatan bir ekonomik yapıyı ifade etmektedir. Girdi, çıktı ve temel değer birimi olarak bilgiyi öne çıkaran ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişi meydan getiren bu dönüşüm küreselleşme ile ortaya çıkmış ve bilişim teknolojileri aracılığı ile hızlanmıştır.

Yeni ekonomide bilgi temel değerdir. Klasik ekonomik yapıda hammadde kullanıldıkça tükenirken, bilgi kullanılmakla tükenmeyen ve iletilmekle kaybolmayan yapısı ile iş, işletme ve çalışanlara yönelik bakış ve değerlendirmeleri kökünden değiştirmiştir. Bilginin erişimi, saklanması, işlenmesi, yorumlanması ve iletilmesi yeni pazarlar ortaya çıkartırken, mevcut pazarları ise yeniden tanımlamıştır. Klasik ekonomide en temel sektörler otomotiv ve petrol iken yeni ekonomide medya mecraları bütünleştiren bilişim sektörü daha öndedir. Klasik ekonomideki üretim kaynakları paylaşıldıkça azalır. Ancak yeni ekonominin temel üretim kaynağı olan bilginin paylaşıldıkça ve kullanıldıkça değeri artar.

Yeni ekonominin en temel özelliklerinden bir tanesi bilgi işleme maliyetleri ya da işlem maliyetlerinin ürün imalat maliyetlerinin üstüne çıkmasıdır. Tüketimde ise fayda ve tatmin kavramlarını karşılayan ürün ve hizmetlerin niteliğinin değişmesidir. Tüketim ve tatmini genel geçer kavramlar olmaktan çok özel ve kişisel içerikli kavramlara dönüştüren yeni ekonomi müşterinin beklenti, tatmin ve isteklerinin, bir diğer ifade ile hayat tarzının öne çıktığı bir yapıdır.

Bilgi temelli yenilikçiliğin belirleyici olduğu yeni ekonomi ortamı, ürün merkezli değil müşteri merkezli bir yapıdır. Müşteri, ürün ve üretici arasındaki mesafeler neredeyse ortadan kalkmıştır. Müşteri, ürün ya da hizmetin her safhasında sürece dâhil olabilecek bir yakınlığa erişmiş, üretici de müşterinin talep ve gereksinimlerini eş zamanlı olarak karşılayabilecek bir esnekliğe kavuşmuştur. Ekonomik hayatın sınırlarını ve sınırlılıklarını belirsizleştiren bu durum işletmelerin bütün paydaşları ile daha esnek ve şeffaf bir ilişkiler ağı içerisine girmesini zorunlu kılmaktadır. Klasik işletmelerin, kitlesel üretime göre oluşturulmuş bantlarının yerini farklı tüketici sınıflandırmalarını dikkate alabilecek ve müşteri taleplerine uyarlamaları eş zamanlı ya da hızlı bir biçimde yapabilecek esnek üretim biçimleri almıştır. Esnek üretim biçimleri, müşterilerin taleplerini hızlı karşılamak kadar, eş zamanlı üretim yöntemleriyle stok maliyetlerinde de düşüşe yol açmaktadır.

Yeni ekonomi kimi bilim adamları tarafından ağ ekonomisi olarak adlandırılmaktadır. Ağ ya da şebeke olarak ifade edilen network ekonomisi, bilişim teknolojisinin sunduğu fırsatlar ile birbirleri ile zaman, yer ve diğer sınırlamalar olmaksızın irtibat içerisinde olan ekonomik, sosyal ve teknik birimleri ifade etmektedir. Ortaklık ve işbirlikleri ağı tanımlayan ve ağ ile birlikte yeniden tanımlanan kavramlar olmuştur.

Ağ ekonomilerinin klasik ekonomiden farkları şu şekilde özetlenebilir:

1.    Ağ ekonomilerinin klasik ekonomik yapılardan en önemli farkı kıtlık ile talep arasındaki ilişkinin tersine dönmesidir. Klasik yapıda bir ürün ne kadar kıtsa fiyatı o kadar azdır. Hâlbuki ağ tipi ekonomilerde ürünün sayısı arttıkça değeri de artmaktadır.
2.    Ağ ekonomilerinin bir diğer farkı da ürünün miktarının arttıkça üretim maliyetinin düşmesidir. Azalan maliyetler kavramı ağ ekonomilerinde geçerli değildir. Marjinal maliyet sürekli düşmektedir. Bilgi yoğun bir yazılım ürününün çoğaltılması buna verilebilecek güzel bir örnektir. İlk sürüm CD’sinin maliyeti yazılımın neredeyse bütün maliyeti iken, sonraki her çoğaltım maliyeti düşürmekte, çoğaltımın kendisi ise önemsiz bir maliyet unsuru olarak yok sayılabilmektedir.
3.    Ağ tipi ekonominin klasik ekonomik yapılardan farkını anlatan en önemli kavramlardan bir tanesi dışsallıktır. Dışsallık, bir ekonomik kararın, kendisinden bağımsız diğer ekonomik birimlere pozitif ya da negatif etkilerini ifade etmektedir.
4.    Dışsallıkla ilgili de sayılabilecek bir diğer fark da ağ tipi ekonomilerde, ağın değerinin, ağa eklenen her uç birimin değerinden daha fazla artmasıdır. Örneğin her cep telefonu abonesi, cep telefonu şebekesinin değerinin kendi bireysel değerinden daha fazla artmasına yol açmaktadır. Bir yazılım ürününün her kullanıcı ile değerinin artması da aynı şekilde ağ ekonomilerinin dışsallığına verilebilecek bir örnektir.

Yeni ekonomi; bilginin, sermaye birikimine, üretime ve verimliliğe yaptığı katkı ile ortaya çıkan büyüme ile ortaya çıkmaktadır. İletişim kolaylaşmıştır. Bilişim teknolojileri bilgiyi edinmek, saklamak, sınıflandırmak ve değerlendirmek noktasında yeni fırsatlar sunmuştur. Dünyanın her yerine istenilen bilgi kısa zamanda iletilebilmektedir. Sanal örgütler, klasik örgütlerin yerini almaktadır. Takım çalışması ve proje yönetimi, hiyerarşik yapılarla yer değişmektedir. Esneklik, hız ve uyum kabiliyeti önem kazanmıştır. Yenilikçilik, hayatta kalmanın ve rekabetle baş edebilmenin temel gereği haline gelmiştir. Yaratıcılık ve hayal gücü yenilikçiliğin en önemli kaynaklarıdır. İş ortamları yenilikçiliği teşvik edebilecek yapılara ve iç işleyişe sahip olmak zorundadır.

Bilişim sektörünün öne çıktığı yeni büyüme ortamında yatırımlar fiziki yatırımlardan daha çok fiziki olmayan yatırımlara kaymaktadır. Rekabet de bilgiye erişim, onu kullanım ve iletim noktasında düğümlenmekte, bu çerçevede nitelikli insan kaynağı gereksinimi daha belirginleşmektedir, çünkü yeni ekonomide bilgi ile ortaya çıkacak rekabet avantajını sağlayabilecek yegâne unsur insan kaynağıdır. İşletmeler, bilgiyi kullanma ve yorumlama becerisine sahip nitelikli insan kaynağını bünyelerine dâhil edebilmek için gerek insan kaynakları politikaları ve gerekse örgüt yapılanmalarında değişime gitmektedirler. Girişimcilik niteliği gelişmiş ve öne çıkmış insan kaynağı, bilgi teknolojileri ile ortaya çıkan rekabetin yıkıcı etkilerine karşı en önemli işletme paydaşı olarak öne çıkmaktadır. Girişimcilik, üretilen bilginin, ürün ve hizmete dönüşmesi noktasında önemli bir etkendir. Yeni ekonominin temel dinamiği bilgi yoğun girişimciliktir. Girişimcilik niteliğine sahip insan kaynağının çalışabileceği örgüt yapıları esnek çalışma ve üretim sistemleri, yalın yönetim, yatay örgütlenme gibi yeni biçimler almaktadır.

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE İŞLETMELER

Yeni ekonominin ortaya çıkmasına ve dijital işletme diye bir kavramın doğmasına zemin hazırlayan en önemli gelişme bilişim teknolojileridir. Bilişim teknolojileri hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında da büyük değişimler meydana getirmiştir. Bilgiyi temel değer haline getiren bu değişimler, işletmelerin karar verme süreçlerinde bilgi sistemlerinden yararlanmasının önünü açmıştır. Bilgiyi elde etme, işleme ve kullanma konusunda yardımcı olan bilgi sistemleri bilgiden zamanında, yerinde ve hızlı olarak yararlanmayı sağlar.

Bilgi sistemleri, işletme yönetimin karar alma sürecinde gereksinim duyduğu bilgiyi, işletmenin paydaşları ve çevresinden topladığı verileri işleyerek üreten sistemlerdir. Bu üretim dört temel aşamada gerçekleştirilir:

1.    Girdi
2.    Süreçleme
3.    Çıktı
4.    Geri besleme.

Girdi; sisteme işletme paydaşları ve çevresinden toplanan verileri ifade eder. Süreçleme, bu verilerin işlenerek anlamlı bilgiye dönüştürülmesidir. Çıktı, süreçleme sonucu karar vericilere sunulan anlamlı bilgidir. Geri besleme ise çıktı ile girdi arasındaki farkın ve bu farkı oluşturan sürecin izlenmesi sonucu oluşan bilginin sürecin iyileştirilmesinde kullanılmasıdır.

Bilgi sistemleri genel olarak yazılım, donanım, kullanıcılar, veri tabanları ve prosedür adlı beş öğeden oluşur. Bilgi sistemi, bu öğelerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bilgiyi üreten ya da işleyen sistemdir. Bir diğer ifade ile bilgi sistemi, karar verme süreçlerinde kullanılan verileri sağlayan sistemdir.

Bilgi sistemi öğelerini kısaca şöyle açıklayabiliriz:

1.    Donanım: Bilgi sisteminin fiziksel katmanıdır. Girdi, işleme ve çıktı faaliyetlerini yapan bilgisayar, ağ cihazları gibi teknoloji tabanlı altyapı öğeleridir.
2.    Yazılım: Donanımın çalışmasını sağlayan programlardır. İşletim sistemi ya da işletmenin faaliyetlerini destekleyen, kullanıcıların kullandıkları hesap ve kelime işlemciler bunlara verilecek örneklerdir.
3.    Veritabanı: Verilerin toplanması ve bilginin işlenmesini sağlayan bir tür depodur. Veri tabanı bütünleşik ve paylaşılabilir bir içeriğe sahiptir. Birden fazla veri dosyasının tekrar olmaksızın bütünleştirilmesine olanak vermesi açısından bütünleşik, içindeki verileri farklı kullanıcılara açması açısından paylaşılabilirdir.
4.    Kullanıcılar: Bilgi sistemlerini yöneten, çalıştıran, programlayan, kullanan ve bakımını sağlayan kişilerdir. İşletmelerde kullanıcılar; çalışanları, müşterileri, tedarikçileri, satıcıları ve bilgi sistemiyle etkileşen diğer paydaşları içerir.
5.    Süreçler: Bilgi sistemini çalıştırmak için kullanılan strateji, politika, yöntem ve kuralları içerir. Kullanıcıların yaptıkları işler süreçler ile açıklanır.

İş dünyasına yepyeni ufuklar açan bilişim teknolojilerinin işletmelere yansıyan boyutun- da ortaya çıkan kullanım alanlarından bazıları şunlardır:

İnternet
İnternet, açık bir ağa bağlı bilgisayarların oluşturduğu bir iletişim platformu olarak nitelendirilebilir. İletişime giren tarafların zaman, zemin ya da nicelik olarak sınırlanmadığı bu platformun sunduğu olanaklar diğer mecralarla kıyaslanamaz. TV, Radyo, yazılı basın gibi geleneksel medya araçlarının tümünün özelliklerini içerebilen bu araç düşük maliyetle dünyanın her yerine, anlık ulaşabilmeyi sağlamaktadır.

İnternet ağı, web sayfaları adı verilen elektronik belgelerden oluşmaktadır. Web sayfaları, hiperlinklerle ses, yazı ve görüntü özelliklerini aynı anda içerebilmektedir. Yakınsama adı verilen bu özellik ile görüntü, ses ve veri tek bir platformda birleşmektedir. Kullanıcılar, Internet istediği yer ve zamandan kendine ya da genel erişime açılmış bilgilere erişebilmekte, bilgi değişimi yapabilmekte ve bunu hızlı, ucuz ve etkin bir biçimde gerçekleştirmektedir. İnternet, klasik medya mecralarının tümünü tek bir platformda daha ucuz ve etkin bir şekilde birleştirmiş, sosyal medya, navigasyon, harita ve lokasyon gibi yeni hizmetlerle iletişimin doğasını değiştirmiştir.

İnternet, ABD Savunma Bakanlığı’nın 1970’lerde nükleer bir savaş durumunda merkezi bilgisayar sistemlerinin çökme olasılığına karşı oluşturulmuş bir projenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Savunma bakanlığı birimleri arasında güvenli ve verimli iletişimi mümkün kılan ve merkezi olmayan bir bilgisayar ağı oluşturma amaçlı bu proje ARPA- NET olarak adlandırılıyordu. 1977’de bilgisayarlar arasındaki bağlantı ve iletişimi daha genel ve standart bir yapıda kurgulamak üzere oluşturulan TCP/IP adlı protokol farklı ağ ya da bilgisayarın merkezi bilgisayar ağı ile irtibat kurabilmelerini kolaylaştırdı. Kısa zamanda farklı disiplinlerden bilim adamları ve araştırmacıların da ilgisini çeken bu ağ İnternet olarak adlandırılmaya başlandı.

1985’de ABD Milli Bilimler Akademisi (NSF) NSFNET adında bir omurga yapı oluşturarak, kamu kuruluşları, eğitim birimleri ve araştırmacılara bu ağa katılma imkânı verdi. Gittikçe genişleyen ve zamanla iş dünyasının da ilgisini çekmeye başlayan yeni bilgisayar ağının esas gelişimi 1990’larda WWW adlı bir ara yüz keşfi ile oldu. CERN’den Tim Berners Lee adlı bir araştırmacının keşfettiği ara yüz, internetin milyonlarca insan tarafından kullanılmasının önünü açtı. 2005 yılında 1 milyar civarında olan internet kullanıcısı sayısının 2013 sonunda kadar 2,6 milyara ulaşması öngörülmektedir.
Başlangıçta savunma amaçlı çıkan, sonra eğitim alanında kullanılan internet, zamanla ticari bir içerikle kullanılmaya başlamış, gerek işletmelerin paydaşlarına ulaşması ve gerekse tüketicilerin ürün ve hizmet ihtiyaçlarını gördükleri bu platform, iş ve işletmenin tanımının yeniden yapılmasını gerektirecek bir değişim meydana getirmiştir. İşletmeler bu değişimleri göz önüne almak ve stratejilerini ve iş planlarını bilişim sektörünün etkilerine göre düzenlemek zorunda kalmışlardır.

İnternetin, dünyanın her tarafındaki kullanıcılar tarafından erişilebilen, düşük maliyetli, hızlı, kullanımı kolay bir teknoloji olması, yeni ürün ve hizmetler, iş uygulamaları ve pazarların oluşmasını desteklemektedir. İnternet bu anlamda girişimciliği de destekleyen bir teknolojidir. Düşük başlangıç sermayesi, düşük işletme giderleri ve dünyanın her tarafından hedeflenen kullanıcılara kolay, hızlı ve düşük maliyetle erişim gibi olanaklar internet girişimciliğini cazip hale getirmiştir.

İnternet, bilginin toplanması, saklanması, erişimi ve dağıtımı konusunda getirdiği yeniliklerle işletmelere büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Örneğin, banka hesaplarına erişmek isteyen bir banka müşterisi, internet şubeleri sayesinde banka ile ilgili birçok işlemini kendi ekranından yapabilmektedir. Banka hesaplarımıza doğrudan erişimi sağlayan ya da uçak biletlerini doğrudan satın almamızı, koltuklarımızı kendimiz seçmemizi sağlayan bu kolaylıklar üretici ya da hizmet sağlayıcı ile son kullanıcı arasındaki aracıları ortadan kaldırmıştır. Dahası bu erişime herkesin, her zaman ve her yerden ulaşabilmesi klasik işletmelerin örgütlenmesi ve işlevlerine yönelik radikal değişimler ortaya çıkarmıştır. İnternetle yeni pazarlar oluşmuş, müşteriye ürün ya da hizmeti ulaştırmak hızlanmış, müşteri beklentilerini tahmin etmek ve cevaplamak kolaylaşmıştır.

İçinde yaşadığımız küreyi bir köye dönüştüren, sınırları ortadan kaldıran ve iş olanaklarını genişleten bu teknoloji ile müşteri ile işletme arasındaki mesafe kısaldığı gibi, büyük işletmeler ile küçük işletmeler arasındaki fark da görünmez hale gelmiştir. İnternet ortaya çıkarttığı yeni işler, müşteriler ve paydaşlar ile bilginin güç olduğu ve bilişim sektörünün en önemli sektör haline geldiği yeni bir anlayış meydana getirmiştir.

İnterneti işletmeler için cazip hale getiren en önemli taraf, işletmeye ait bir web sitesinin olmasıdır. Web sitesi, işletmenin potansiyel olarak dünyadaki bütün kullanıcılar ile irtibat kurmasını sağlayan sanal bir adrestir. Bu adres sayesinde işletme bütün paydaşları ile çok farklı düzeylerde iletişim kurabilir ve bunu zaman ya da yer sınırlaması olmaksızın kesintisiz yapabilir. Düşük maliyetlerle ürün ve hizmetlerini tanıtabilir. Karşılıklı etkileşime açık bir ortam oluşturarak hem müşterileri ile sağlıklı ve doğrudan iletişim kurar, hem de ürün ve hizmetleri hakkında geri bildirim toplar.
Aşağıdaki şekilde bir fiziki mağaza ile internet mağazası açmak arasındaki maliyet farkı karşılaştırması yapılmaktadır.

İşletmenin bir web sitesi kurmak için gereksinim duyduğu araçlar şunlardır:
-    Web sunucu
-    E-ticaret yazılımları
-    Web içerik yönetim araçları
-    Müşteri takip sistemleri
-    Web sitesi performans araçları.

Web sunucusu, işletmenin web sitesinin yer aldığı yazılım ve donanım bileşenleridir. E-ticaret yazılımları, web sitesi aracılığı ile işletme ürün ve hizmetlerinin son kullanıcıya ulaşması sağlar. Web içerik yönetim araçları, web sitesini aktif olarak işletilmesini temin ederken, müşteri takip sistemleri, siteyi ziyaret eden kullanıcılar hakkında bilgi toplar ve geri bildirim sağlar. Web sitesi performans araçları ise sitenin ne ölçüde başarılı olduğunu ve kullanıcıların ne tür sorunlarla karşı karşıya kaldığını ölçer.

Şekil 1 İnternet Girişimciliği ve e-Ticaret Ekseni Mevcut Durum Raporu, Bilgi Toplumu Stratejisi- nin Yenilenmesi Projesi, Kalkınma Bakanlığı, Mayıs 2013, www.bilgitoplumustratejisi.org. s. 21.


 


Bir web sitesi oluşturmak kapsamlı ve bir takım maliyetleri olan bir iştir. Site alan adı almak, hosting sağlamak, siteyi hem görsel tasarımı hem de alt yapısı ile programlamak, veri tabanı oluşturmak, güvenli alışveriş vb. diğer yazılımları da içeren güvenlik programlarını temin etmek, server, güvenlik duvarı, diğer yazılımlar, güncelleme, bakım, pazarlama, reklam ve bütün bunlar için gereken eleman maliyetleri başlıca maliyet kalemleridir.

Bir web sitesi oluşturmak için izlenmesi gereken adımlar şunlardır (Alagöz, 2007: 11):

1.    Faaliyetler için gerekli yazılım araçlarını satın almak veya geliştirmek,
2.    Bir internet alan ismi (domain name) edinmek ve kaydolmak,
3.    Genel web sitesi işletimi için yazılım işletim sistemleri içeren, internet sunucu yazılımı, web sayfalarını gösteren yazılım ve internet protokol yazılımı gibi gerekli yazılımları geliştirmek ya da sahip olmak,
4.    Web uygulamaları için kod uyarlamak ve geliştirmek veya sahip olmak,
5.    Veri tabanı yazılımı ve web uygulama yazılımını bütünleşik yazılım uygulamasını uyarlamak ve geliştirmek veya sahip olmak
6.    HTML sayfası şablonları geliştirmek, otomatik olarak HTML sayfası oluşturabilmek için kod yazmak veya HTML web sayfası geliştirmek,
7.    Web ve servis sağlayıcısını satın almak, internet bağlantısı (bant genişliği) yönlendiriciler, sunucu safhaları (bir test çevresinde yapılan ilk web site değişikleri) ve ürün sunucuları (tüketicilerin web sitelerin ulaşılabilirliği) konularına çözüm üretmek,
8.    Web sunucularına uyumu geliştirmek,
9.    Web sitesi içerisindeki alanlara veya diğer web sitelerine metin bağlantıları (linkler) oluşturmak,
10.    Web sitesi uygulamalarını test etmek.

Aynı kaynakta web sitesinin işletilmesi için gereken adımlar ise şunlar olarak belirtilmiştir:
1.    Web sitesi tasarımına katılan çalışanları eğitime almak,
2.    Web sitesini internet arama motorlarına kaydetmek,
3.    Kullanıcı yönetimi faaliyetlerini gerçekleştirmek,
4.    Site grafiklerinin güncellenmesi,
5.    Düzenli yedekleme yapmak,
6.    Yeni linkler oluşturmak,
7.    Mevcut linkleri güncellemek, ek işlevler veya özellikler eklemek,
8.    Web sitesinin rutin güvenlik işlemlerini değerlendirmek ve uygunsa servis sağlayıcıdaki host’un güvenliğini sınamak,
9.    Kullanılabilirlik analizleri gerçekleştirmek,
10.    Düzenli olarak mevcut linkleri doğrulamak ve güncellemek.

Bir web sitesinin etkinliği kullanıcı merkezli olması şeklinde ifade edilmektedir. Kullanıcı merkezli bir web sitesi beş özelliği ile öne çıkmaktadır (Urban vd., 179):

1-    Ana Sayfa: Sitenin etkili arama aracı olan, ana işlevlerin açıkça anlatıldığı, basit ve net bir sayfası vardır.
2-    Kategorileştirme: Hizmetlerin, araçların ve ürünlerin yerleşim ve sınıflandırılması basit ve sadedir.
3-    Ürün Bilgisi: Resimler net, ürün açıklamaları yeterli ve açık, ürünlerin birbiri ile kıyası anlaşılırdır.
4-    Müşteri Hizmeti: Müşteri problemleri ve ilgili konularda iletişim adresleri ve yöntemlerine kolay erişim vardır.
5-    Çıkış ve kayıt kolaylığı mevcuttur.

İntranet

İntranet, işletmelerin bünyesinde oluşturulmuş özel ağ yapılarıdır. İşletmenin çalışanları ve bölümleri arasında iletişimi sağlayan bu yerel ağ, bilişim teknolojilerinin sunduğu imkânlardan işletme içerisinde, internetin ortaya çıkarttığı güvenlik sorunları olmaksızın yararlanmayı sağlar. İnternet genel ve herkesin erişimine açık bir bilgisayar ağı iken, intranet özel ve belirli kişilerin erişimine açık, sınırları belli bir bilgisayar ağıdır. Temel amacı, işletme içerisindeki bilgisayarların birbirine bağlanarak, kullanıcıların iletişimini ve dosya paylaşımını kolaylaştırmak, işletmenin bilgi erişim, işleme, geliştirme ve kullanma yeteneklerini etkin ve verimli kullanabilmektir.

İntranet, işletme dışındaki kişilerin erişimine, elektronik duvar adı verilen özel yazılımlarla kapatılır. Elektronik duvar, internette sıkça görülen tehditler, virüsler ve saldırılara karşı güvenliği sağlayan yazılım ve donanım bileşenlerinden oluşur.

Intranet’in özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

-    İşletmeye özel bir ağdır.
-    Yetki derecelerine göre tanımlanmış, sınırlı sayıda kullanıcıya sahiptir.
-    İnternete erişim yapılabilir, ama internetten kendisine erişim yapılamaz.

Extranet

Extranet, işletme bünyesindeki intranetin, işletme dışında tanımlanmış kişi ya da kurumlara açılması ile oluşan sistemdir. İşletmenin paydaşlarının, örneğin temsilciler ya da tedarikçilerin, işletme içindeki yerel ağla iletişiminin sağlanması bu sistemle olur. Extranet, işletme yerel ağının dış dünyadan erişime açılması anlamına geldiği için güvenlik açısından daha dikkatli olunması gereken bir sistemdir. İşletmeler, extranetin güvenliğini sağlamak için güvenlik duvarlarının yanı sıra elektronik imza, şifreleme gibi özel bir takım önlemler daha alırlar.

Extranet’in yararları şu şekilde özetlenebilir:

-    İşletmenin paydaşları ile bilgi paylaşımını kolaylaştırır.
-    İşletmenin paydaşları ile koordinasyonu güçlendirir.
-    İşlem maliyetlerini azaltır.
-    Zaman ve kaynak tasarrufu sağlar.

Yerel Alan Ağları (LAN)

Yerel alan ağı, küçük bir alandaki bilgisayarları birbirine bağlayan bir ağdır. Kullanıcıların daha az alan, güç ve maliyetle daha fazla bilgi erişimine sahip olmasını sağlar. Ev, ofis ya da kampus ağları bu tip ağlardır. İşletmedeki bilgisayarların birbiri ile haberleşmesi, ortak bir takım donanımları kullanabilmesi, örneğin bir yazıcıyı ortak kullanabilmesi yerel alan ağları sayesinde mümkün olabilmektedir. Yerel ağlar, sunucu (server) adı verilen ana bilgisayarlar tarafından yönetilir.

Geniş Alan Ağları (WAN)

Geniş alan ağları, iki veya daha fazla yerel alan ağlarının birbiri ile bağlanması sonucu oluşur. İnternet, geniş alan ağlarının en büyüğüdür.

Elektronik Veri Değişimi

İşletmelerin paydaşları ya da birbiriyle olan her türlü iş belgesi değişiminin dijital ortamda ve belirli standartlarla yapılmasına elektronik veri değişimi adı verilmektedir. 1970’lerden bu yana kullanılan bu sistemde fatura, poliçe, irsaliye gibi belgeler, elektronik ortamda alınır ve verilir. Hız, güvenilirlik ve düşük maliyet açısından cazip bu sistemin başarısı ortak bir veri seti ve standart üzerinde anlaşılmış olunmasına bağlıdır.

Elektronik Ticaret

E- ticaret; işletmelerin mal ve hizmetlerinin üretim, tanıtım, satış, sigorta, dağıtım ve ödeme işlemlerini bilişim teknolojileri aracılığı ile yapmalarıdır. Avrupa Birliği, e-ticareti “mal ve hizmetlerin internet üzerinden satılması”, OECD ise “internet üzerinden yapılan ticari işlemler” olarak tanımlamaktadır. Dünya Ticaret Örgütü’ne göre ise elektronik ticaret, mal ve hizmetlerin üretim, reklam, satış ve dağıtımlarının telekomünikasyon ağları üzerinden yapılması işlemidir.

Doğrudan e-ticaret; yazılımlar, programlar, veri tabanları gibi dijital içeriğin ya da hizmetin online olarak sipariş, teslim ve ödemesinin yapılmasına denirken, dolaylı e-ticarette, sipariş ve ödeme online, teslimat ise fiziksel kanallarla yapılır.
Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu Dairesi ve McKinsey Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketi tarafından hazırlanan “İnternet Girişimciliği ve e-Ticaret Ekseni Mevcut Durum Raporu”nda elektronik ticaret ile ilgili üç temel modelden bahsedilmektedir:

“1.    Baştan sona internet: Ürün veya hizmetin alıcısı ürün bilgisini internette alır, ürünü alım kararını internette verir ve ödeme internet üzerinden yapılır. Eğer ürün sayısal bir ürün ise teslimat da sayısal olarak gerçekleşmektedir.
 2.    İnternette al kapıda öde: Ürün veya hizmetin alım kararı internette gerçekleşir, fakat ödeme ürün veya hizmet alındığında yapılır.
 3.    İnternette bul gelenekselde bitir: Bu kapsam içine giren oluşumlar internetteki ilan siteleri ve listeleridir. İnternet sadece alıcıyla satıcının bir araya gelmesine uygun ortam sağlarken ticaretin nasıl gerçekleşeceği internet dışında belirlenir ve ticaret internet dışında gerçekleşir.”

Bulut Bilişim Sistemleri

Çevrim içi bilgi dağıtımı olarak ifade edilebilecek bulut sistemleri, temel bir kaynaktaki yazılım, program ve bilgilerin bilişim öğeleri arasındaki paylaşımını sağlayan bir hizmettir. Yerel kullanıcıların, herhangi bir alt yapı yatırımına gitmeksizin, yazılım, veri erişimi gibi hizmetleri almalarını sağlar.

Mobil Uygulamalar ve SMS

Kablosuz araçların kullanımındaki artış, bu teknolojilerin işletmenin işlev ve süreçlerine uygulanmasını da getirmiştir. İnternet hizmetlerinin yaygınlaşması ve etkinleşmesinin mobil uygulamaların işletmelerdeki kullanımını artıracağı beklenmektedir. Bu anlamda işletmeler, gerek web sitelerini ve gerekse yönetim bilişim sistemlerini mobil uygulamalara uyarlamak durumundadırlar. Yine kısa mesaj olarak adlandırılan SMS uygulaması işletmelerin müşterileri ve diğer paydaşlarıyla kurdukları iletişimde önemli bir rol oynamaktadır.

DİJİTAL İŞLETME

Dijital kavramı, Latince parmak anlamına gelen digitus kelimesinden türetilmiştir. Fransızca’da parmakla sayılan ya da dokunulan anlamına gelen bu kelime Türkçe’de sayısal ya da basamaklı anlamlarına karşılık gelmektedir. Bilişim teknolojilerinin temelini oluşturan sayısallaştırma mantığını ifade eden bir kavramdır. Bu anlamda dijital sıfatı, işletmelerin bilişim teknolojileri ile geçirdikleri değişim ve dönüşümü ifade etmek anlamında tercih edilmektedir.

Dijital işletmecilik, işletme işlev ve süreçlerine bilişim sektörünün katkıları ile ortaya çıkmış bir tür modernizasyondan daha geniş bir anlama sahiptir. Gerçekte bu kavram, işin kendisi, işletmenin bütün paydaşları ile olan ilişkileri, iş görme biçimleri ve işlevlerine yönelik köklü bir paradigma değişimi anlamına gelmektedir. Bu değişim ile ortaya çıkan işletme türü klasik işletmeden farklı bir içeriğe ve şekle sahiptir. Bilgiye dayalı yenilikçiliğin değişimin temel dinamiği olduğu yeni ekonomi ortamının işletme tipi olarak ortaya çıkan bu yeni türü biz dijital işletme olarak adlandırıyoruz.

Dijital işletme, işletme işlevleri ve süreçleri ile bilişim teknolojileri uygulamalarının bütünleştiği işletme türüdür. Sadece teknolojinin işletmeye getirdiği kolaylıkları içermez, işlev ve süreçlerin, bilişim teknolojileri ile değişim ve dönüşümünü de içerir. Bu anlamda üretim faktörlerini bir araya getirerek ürün, mal veya hizmet üretimi yapan işletmeciliği klasik işletmecilik olarak kabul edersek, bilişim teknolojileri uygulamalarının işletme işlevlerine katkıda bulunduğu işletmecilik bir üst düzeyde, bilişim sistemleri ile işletme işlevlerinin farklılaşması ile ortaya çıkan işletmecilik ise en süt düzeyde yer almaktadır. (Şekil 4)

Sanayi devrimi üretim ve ticarette devrim niteliğinde değişime yol açmıştır. El işçiliği yerini mekanik süreçlere bırakmış, üretim fazlalaşmış, maliyetler düşmüştür. Demiryollarının yapılması ile uzak pazarlara ürünlerin iletilmesi mümkün hale gelmiş, demiryolları inşası sırasında ortaya çıkan büyük işletmelerle işletmecilik ve yöneticilik ayrı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Ulaşım teknolojisinde meydana gelen ilerlemeler yerel pazarları bütünleştirerek tek bir pazar haline getirdi.

20.    yüzyılda iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan yenilikler üreticilerle tüketiciler arasındaki mesafenin biraz daha azalmasını sağlamış, radyo ve TV ürün ve hizmetlerin geniş kitlelere yayılması ve reklamcılık sektörünün gelişmesi açısından işletmeciliğe önemli katkılar getirmiştir. 1960’lardan itibaren yaygınlaşmaya başlayan bilgisayarlar ve nihayet internet teknolojisi, işletmeciliği sadece iletişim açısından destekleyen yenilikler olarak kalmamış, bütün iletişim araçlarının özelliklerini içinde barındıran bir teknoloji olarak, işletmelerin tüketicileri ve diğer paydaşları ile zaman, yer ya da hacim kısıtlaması olmaksızın bütünleşmesinin önünü açmıştır. Bu ise işletmenin temel işlevleri ve süreçleri açısından gerek içerik ve gerekse şekil olarak farklılaşmış, bizim dijital işletme diye adlandırdığımız yeni bir işletme türünün ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Dijital İşletmenin Yapısı

Dijital işletme, klasik işletme yapı, süreç ve işlevlerinin, bilişim teknolojileri yardım ile değiştirilerek daha büyük bir katma değer oluşturulmasını sağlayan bir örgüt yapısıdır. Teknoloji, işletmelerin kabiliyetlerini, stratejik seçimlerini ve hareket alanlarını genişleten katkısı ile etkinlik ve verimliliğin artmasına yol açmıştır. Bilginin toplanması, korunması ve yorumlanmasında sağlanan kolaylıklar karar verme süreçlerinin etkinliği artmış, müşterinin ne istediğine dair gerçek zamanlı bilgiye erişim kolaylaşmıştır. Müşteri istek ve tatminini ön plana çıkaran bu gelişme üretim, insan kaynakları ve örgütsel yapıda birçok değişimi de beraberinde getirmiştir.

Dijital işletmede, ya yeni bir iş sistemi ve süreci oluşturulur ya da mevcut bir iş süreci değiştirilir veya dönüştürülür. Bu anlamda dijital işletmenin örgüt yapısı, bilişim teknolojilerinin gerektirdiği esneklik, hız ve uyum kabiliyetine sahip bir yapıdır. İş süreçleri, ürün ve hizmetler, tedarikçi, müşteri, çalışan ve diğer paydaşlarla ilişkilerin yeniden tanımlandığı dijital işletme yönetimi, bilgi yoğun bir yönetim tarzı ve değişim ile başedebilme becerisi gerektirir.

Dijital işletmenin yer aldığı iş sistemi ortam karşılıklı yönetilebilir ve paylaşılabilir bölümlerden oluşan yüksek esnekliğe sahip bir ağ yapısıdır. Bu ağ yapısındaki en önemli bileşen bilişim teknolojilerinin ortaya koyduğu esneklik ve katma değerdir. İşletmeler bu teknolojiler sayesinde yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmekte ve hızlı değişime karşı uyum sağlayabilemektedirler. Geleneksel süreçler ve emir komuta zinciri yerini piyasadaki anlık eğilim ve yönelimlere göre belirlenen süreç yönetimlerine bırakmaktadır. İşlem maliyetlerinin azalmasını sağlayan bu değişim örgüt yapıları ile piyasa arasındaki sınırların silikleşmesi sonucunu doğurmuştur.

Dijital işletmelerde kullanılan ve iş yapış biçimini etkileyerek yeni bir işletmecilik türünün doğmasına zemin hazırlayan yapı ve sistemlerin başlıcaları Kurumsal Kaynak Planlaması, Müşteri İlişkileri Yönetimi, Operasyon Yönetim Sistemi, Tedarik Yönetimi Zinciri ve İnsan Kaynakları Bilgi Sistemleri’dir.
Şimdi bunlara kısaca değinelim:

Kurumsal Kaynak Planlaması

Kurumsal Kaynak Planlaması (Enterprise Resource Planning-ERP), bir işletmenin planlama, üretim, satış, pazarlama, satın alma ve insan kaynakları gibi tüm işlevlerinin bütünleşmesini ve bilgi akışının eşgüdüm içinde gerçekleşmesini sağlayan bilgi sistemleridir. Bir kaynakta ERP, “bir işletmenin stratejik amaç ve hedefleri doğrultusunda müşteri taleplerinin en uygun şekilde karşılanabilmesi için, farklı coğrafi bölgelerde bulunan tedarik, üretim ve dağıtım kaynaklarının en etkin ve verimli şekilde planlanması, koordinasyonu ve kontrol edilmesi işlevlerini bulunduran bir yazılım sistemi” şeklinde tanımlanmıştır. (Postacı vd., 2012: 9)

Kurumsal Kaynak Planlaması, işletmedeki faaliyetlerin eşgüdümünü sağlar, bütün iş süreçlerini bilgi teknolojilerinin mantığı çerçevesinde ele alır ve yeniden kurgular, ortak bilgi akışı sağlayarak etkinliği ve verimliliği artırır. ERP bunu yaparken işletme faaliyetleri, elektronik veri alışverişi sonucu elde edilen ve müşteri, tedarikçi ve diğer paydaşlardan sağlanan verileri kullanır. Böylece kaynakların doğru planlanması ve karar sürecine etki edecek verilerin bütünleştirilmesinde önemli bir rol oynar.
ERP sistemlerinin temel özellikleri şu şekilde sıralanabilir (Güroğlu, 2006: 8):

Entegrasyon: ERP, klasik örgüt yapılarından daha farklı olarak satın alma, üretim planlama, satış, depo yönetimi, mali muhasebe ve insan kaynakları işlevleri, bölümler ve iş süreçleri arasındaki akışı birleştirmekte ve bütünleştirmektedir.
İşlevsellik: ERP, işletmedeki iş süreçlerine göre uyarlanabilen, özel gereksinimleri karşılayabilen, standart iş işlevselliği ile belirli sektörlere özgü iş süreçlerinin bir bileşeni olarak kurgulanabilen bir sistemdir.
Esneklik: ERP, esnek bir örgüt yapısına uygundur. Farklı gereksinimlere yönelik farklı modüller içerir.
Modülerlik: ERP sistemleri modüler bir yapıdadır. Modüller tek başlarına Kullanılabilir. İşletmeler, kendi gereksinimlerine göre bu modülleri tercih edebilirler.
Çok Yerden İşletme Olanağı: ERP, işletmelerin farklı bölgelerde bulunan fabrika, şube ve temsilciliklerindeki iş süreçlerini birleştirebilmektedir.
Bilgiye Hızlı Erişim: ERP’nin birbiriyle ilişkili iş süreçlerini bütünleştirdiğinden gerekli bilgiye hızlı bir şekilde ulaşma imkânı sağlamaktadır.
Ekip Yönelimi: ERP sistemleri, ekip çalışması ve yaklaşımını teşvik eder. Bölüm temelli düşünce tarzı yerini örgütün genelini kapsayan bir yaklaşıma bırakır.
Yeniden Yapılanma: ERP, işletmenin yeniden yapılanmasına imkan sağlar. Proje yönetimi ile ilgili modüller süreçlere, örgüt bölümlerine ve işlevlere ilişkin nelerin yapılması gerektiği konusunda projeyi yönlendirme yeteneğine sahiptir.
Evrensellik: ERP, genel kullanımda olan yazılımlardır; uzman ve destek sağlamak kolaydır. İşletmelerin gereksinimlerindeki değişimi ve teknolojik gelişmeleri ERP yazılımlarına ilave etmek her zaman mümkündür.

ERP sistemi satış tahmin ve hesaplamaları ile başlar. “Ana üretim çizelgesinin girdileri satış siparişleri ve tahminleridir. Karmaşık ürünlerin üretildiği sistemlerde ürün, sipariş listesine alınmadan önce ürün üzerinde değişiklik yapmak gerekebilir. Eğer gereken tüm bilgiler sistem üzerinde mevcutsa sipariş ve taahhüt sistemi birbirine bağlanabilir. Ana üretim çizelgesi malzeme ihtiyaç planıyla birlikte kapasite, ürün ağacı, stok kayıtları ve çizelgeyi oluşturur. Stok durumu; parça, bileşen ve bitmiş ürünlerin alınması ve gönderilmesine bağlı olarak güncellenir. Üretimin gerçekleştirilmesini finansal kontrol izler. Faturalar müşterilere gönderilir, çalışanlara ve tedarikçilere ödemeler yapılır. Finansal kayıt süreci bilgilerin defterlere işlenmesiyle son bulur.” (Postacı vd., 2012: 12) Şekil 3’te bir ERP sisteminin ana işleyişi görülmektedir.

ERP, birçok modülden oluşan bir sistemdir. Günümüzde işletmeler en çok üretim takip, satın alma, malzeme yönetimi, kalite kontrol, satış ve dağıtım yönetimi, finans, genel muhasebe ve insan kaynakları modüllerini kullanmaktadırlar. İşletmenin bütün süreçleri ve işlevlerini kapsayabilecek bu sistemin genel olarak kapsadığı alanlar ise loijistik planlaması, üretim süreçlerinin standartlaşması, insan kaynakları yönetimi, finansal yönetim, faaliyet temelli muhasebe, üretim birimleri ile bütünleşme, kaynak planlaması, veri iletişimi, denetimi ve uuymlaştırılması, raporlama ve süreç analizi, kurumsal karar desteği ve süreç denetimi şeklinde sıralanmaktadır (Postacı vd., 2012: 16-19).

Müşteri İlişkileri Yönetimi:

Müşteri İlişkileri Yönetimi, müşteriler ile etkin bir iletişim kurmak ve iletişimden ortaya çıkan bilgiyi değerlendirerek stratejik analizler yapmak amaçlı bir bilgi sistemidir.


Bu sistemin en temel bileşeni veri madenciliği adı verilen müşteri bilgilerinin analizidir. Veri madenciliği, müşteriyle girilen her türlü iletişimin sonucu toplanan verinin, karar verme süreçlerinde kullanılacak sağlıklı bilgiye dönüştürülmesini sağlar. Bilginin temel değer olduğu bir dönemde, her kanaldan akan mebzul miktardaki bilginin sıralanması, işlenmesi, değerlendirilmesi ve sonuçlar çıkartılması veri madenciliği ile yapılmaktadır. Müşterilerin değişen talep, gereksinim ve beklentileri, veri madenciliği ile elde edilen bilgilerin Müşteri İlişkileri Yönetimi sayesinde işlenmesiyle takip edilebilmektedir.

Operasyon Yönetim Sistemi

Operasyon yönetimi, arz ve talebini en verimli şekilde çabası sonucu ortaya çıkmış bilgi sistemleridir. Bu sistem ile üretilen malın, hammaddesinin temininden, üretim makinelerinin verimli ve kaliteli kullanılmasından, üretimde rol oynayan personelin doğru zaman ve planlamasına kadar her aşamasının doğru yönetilmesi hedeflenir. Operasyon Yönetim Sistemi ile ilgili daha geniş bilgi işletmenin üretim işlevine ilişkin bölümde ele alınacaktır.

Tedarik Zinciri Yönetimi

Müşteri gereksinimlerine uygun ürünün doğru zaman, doğru yer ve doğru biçimde sunulması için malzeme, bilgi, ürün ve kaynakların en doğru, etkin ve verimli bir şekilde biraraya getirilmesine ilişkin bilgi sistemleridir.

İnsan Kaynakları Bilgi Sistemleri

İşe alma, özlük hakları ve bordro gibi klasik personel yönetimi kavramlarının yanında organizasyon yönetimi, eğitim, performans değerlendirme ve kariyer planlama gibi modern insan kaynakları uygulamalarını içeren bilgi sistemleridir. İnsan Kaynakları Bilgi Sistemi ile ilgili daha geniş bilgi işletmenin insan kaynaklarına işlevine ilişkin bölümde ele alınacaktır.

Dijital İşletmelerde İş Süreçleri

Klasik işletmeler, müşterilere mal ve hizmet sağlayan yapılardır. Müşteri, son tüketici olabileceği gibi, toptancı ve tedarikçiler de olabilir. Dijital işletmeler son tüketici, toptancı, tedarikçi ve diğer paydaşlarla iletişim noktasında klasik işletmelere göre yeni ilişki biçimlerine sahiptir. Web siteleri, sanal ödeme seçenekleri, sanal kataloglar, e-posta gönderimleri, online yardım ve chat kanalları dijital işletmelerin paydaşları ile iletişim kurup, ürün ve hizmet değişim süreçlerini yürütmelerini sağlayan yollardır. Bu yollar var olan ilişkileri zenginleştirmenin ötesinde yeniden tanımlayan ve ilişkilerin etkinliğini artıran bir değişim meydana getirmekte, bu değişim de karşılıklı bağımlılığı azaltarak işletmelerin paydaşları ile olan ilişkilerindeki belirsizliği ortadan kaldırmaktadır. Diğer taraftan paydaşlar ve müşteriler ile kurulan doğrudan bağlantılar maliyetleri düşürmekte, gerek ürün ve hizmetin geliştirilmesi ve gerekse müşteri tatmininin artırılması açısından önemli bir katma değer ortaya koymaktadır. Yeni teknolojiler, tedarik zincirleri ve süreçlerini de etkilemekte, tedarikçilerle, sadece ürün, üretim yöntemi ya da müşteri bilgilerinin paylaşılması değil, işletme süreçleri ve sistemlerine ilişkin karşılıklı katkı sağlamaya yönelik bir ortak çalışma ve paylaşma zemini oluşturmaktadır.

Dijital işletmelerin iş süreçleri, müşterileri ve paydaşları ile ilişkileri açısından temel olarak aşağıdaki şekilde gruplandırılmaktadır:

1.    İşletme-Son Tüketici İlişkisi (Business-to-Customer veya B2C): Dijital işletmenin sunduğu ürün ya da hizmetin, web sitesi kanalı ile doğrudan son kullanıcı veya tüketiciye ulaştırılması ile oluşan ilişkidir.
2.    İşletme-İşletme İlişkisi (Business-to-Business veya B2B): Dijital işletmenin sunduğu ürün ya da hizmetin, web sitesi ya da diğer sanal yollar aracılığı ile işletmelere ulaştırılması ile oluşan ilişkidir.
3.    İşletme-Devlet (Business-to-Government veya B2G): Dijital işletmenin kamu kuruluşlarına ürün ve hizmet sağlamasını ifade etmektedir.
4.    Devlet-İşletme (Government-to-Business veya G2B): Kamu kuruluşlarının, e-devlet uygulamaları ile işletmelere ürün ve hizmet sağlamasını ifade etmektedir.
5.    Son Tüketici-Son Tüketici (Customer-to-Customer veya C2C): Dijital işletmenin sanal ortamlar aracılığı ile müşteriler arasında meydana getirdiği etkileşim sonucu oluşan ilişkidir.
6.    Son Tüketici-İşletme (Customer-to-Business veya C2B): Dijital işletmenin sanal ortamlar aracılığı ile müşterilerinden ürün ve hizmet satın almasını ifade etmektedir.
7.    Devlet-Son Kullanıcı (Government-to-Customer veya G2C): Kamu kuruluşlarının, e-devlet uygulamaları ile son kullanıcıya ürün ve hizmet sağlamasını ifade etmektedir.
8.    Devlet-Devlet (Government-to-Government veya G2G): Kamu kuruluşlarının, e-devlet uygulamaları ile diğer kamu kuruluşlarına ürün ve hizmet sağlamasını ifade etmektedir.
9.    İşletme-Çalışan (Business-to-Employee veya B2E): Dijital işletmenin kendi çalışanlarına yönelik ürün ve hizmet sunumunu ifade etmektedir.

Dijital İşletmenin Stratejisi

Dijital işletmenin örgüt boyutunda, klasik işletmeye göre yapısal bir dönüşüm zorunludur. Bilişim teknolojilerine en uygun örgütsel yapının bulunması ve bunun örgüt kültürü ile uyumlaştırılması işletmelerin önündeki en büyük zorluklardan birisi olarak durmaktadır. Bu çerçevede yapılan çalışmalara kurumsal mimari çalışmaları adı verilmektedir.

Kurumsal mimari çalışmaları ile bilişim teknolojileri sayesinde ortaya çıkacak katma değer, işletmenin mevcut faaliyetleri ile bütünleştirilir. Gerek yeni pazarlara erişim, gerek insan kaynağının etkin kullanımı, hız ve etkinlik gereksini, daha esnek, yatay ve merkezi olmayan bir örgüt yapısının ortaya çıkmasını gerektirmektedir. İşletmeleri zamanla kendi temel yetkinlik alanlarına yoğunlaşmaya zorlayan bu eğilim diğer taraftan işletmenin yetkinlik alanları dışındaki faaliyetleri dış işletmelere yaptırması sonucunu
doğurur.
Dijital işletmenin strateji süreci aşağıdaki adımlardan oluşmaktadır:

-    İç ve dış çevre analizi yapılmalıdır. Müşteriler, tedarikçiler ve rakipler sürekli inceleme konusu olmalı ve teknolojik değişimler izlenmelidir.
-    Misyon, vizyon ve hedefler belirlenmelidir. Vizyon, bilişim teknolojilerinin değişim ve dönüşüm kapasitesi göz önüne alarak belirlemelidir. Hedefler açık, net olmalı, online katkılar somut bir şekilde tahmin edilmelidir.
-    E-işletme yapısındaki öncelikler net olarak ortaya konmalıdır. Hangi teknolojinin, hani işlev ya da süreçte ne ölçüde rol alacağı ve özellikle de geleneksel yöntemlerle ne ölçüde uyumlaştırılacağı belirlenmelidir.
-    Strateji gelişimi paydaşlara göre ayrı ayrı yapılmalıdır. Tedarikçiler için kullanılacak kanallar ile müşteriler için kullanılacak kanallar ve dolayısıyla stratejiler farkı olabilir.
-    Stratejinin yürürlüğe konması sırasında oluşabilecek değişiklere karşı duyarlı olunmalı, sonrasında denetim ihmal edilmemelidir. Tablo 1’de B2B ticaret yapan bir İşletme İçin hedef, strateji ve performans göstergeleri yer almaktadır.

Bir e-işletme stratejisinin başarılı olması için gereken önemli başarı göstergeleri şunlardır (Jeffcoate vd., 2002: 122):

-    İçerik: Ürün ve hizmetler etkin ve verimli sunumu yapılabiliyor mu?
-    Uygunluk: Web sitesi kullanılışlı mı?
-    Denetim: Örgüt yönetebileceği süreçleri ne boyutta tanımlayabiliyor?
-    Etkileşim: Bireysel müşterilerle nasıl ilişkiler kuruluyor?
-    Topluluk: Kurumsal ya da grup şeklindeki müşterilerle nasıl iletişim kuruluyor?
-    Fiyat Duyarlılığı: Ürün ya da hizmetin fiyatı internetteki fiyat rekabetine ne kadar duyarlı?
-    Marka İmajı: E-ticarette itibarlı bir marka ismi oluşturulabiliyor mu?
-    Adanmışlık: İnterneti kullanma ve o alanda yenilik yapma konusunda kuvvetli bir istek var mı?
-    Ortaklık: E-ticaret faaliyetlerinde ortaklıklara gidiliyor mu?
-    Süreç Gelişimi: İş süreçleri ne ölçüde geliştiriliyor?
-    Bütünleşme: Bilişim Teknolojisi bölümünün kendi arasında süreç gelişimi ve ortaklığa ilişkin destekte ne kadar irtibat var?
Dijital işletmenin stratejisinde gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, bilgi yoğun bir teknolojik dönüşüm sürecinde nitelikli insan kaynağı gereksinimidir. Hem yapısal dönüşümü sağlayacak hem de stratejiyi hayata geçirecek olan insan kaynağıdır.
 

 Kaynak D. Chaffey (2009), E-Business and E-Commerce Management, Strategy, Imple- mentation and Practice, 4th or 5th edition, Prentice Hall, s. 289.

Büyük ölçekli bilişim yatırımlarının gerektirdiği nitelikli elemanlar zor bulunan, maliyeti yüksek ve işgücü devir oranları yüksek bir işgören grubudur. Nitelikli elemanlar daha çok sektördeki büyük işletmeleri tercih etmekte, bu da küçük ve orta boy işletmelerin bilişim teknolojileri ile bütünleşme noktasında olumsuz etkilemektedir.

Yasal Düzenlemeler

Dijital işletmenin hayata geçmesinde yasal düzenlemeler önemli bir rol oynamaktadır. Ticaretin, piyasanın ve oyunun kurallarının temel düzenleyicisi olarak kamu erkinin, bilişim teknolojileri ile ortaya konan kolaylaştırıcı ve dönüştürücü uygulamalara müdahil olmaması düşünülemez. Alıcı ile satıcının bir araya geldiği bir ortam olarak internete ilişkin bu anlamda kamu düzenlemeleri yapılmaktadır. Ancak bu yeni teknolojinin doğası gereği yapılan ya da düşünülen düzenlemeler karmaşık ve ayrıntılı çalışmalar gerektirmekte, bu da çok zaman tartışmalara yol açarak, düzenlemelerin gecikmesi sonucunu doğurmaktadır.

Türkiye’de işletmeleri bilişim teknolojilerinin ortaya çıkarttığı fırsat alanları ile buluşturmak konusunda kamu erkinin bir takım çalışmaları bulunmaktadır. Dokuzuncu Kalkınma Planı, KOBI Stratejisi ve Eylem Planı, Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı, TÜBITAK’ın “Vizyon 2023”ü, Ihracata Yönelik Devlet Yardımları kapsamında uygulanan destekler ve Avrupa Birligi ile 2007–2013 dönemini kapsayan Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) bu çalışmaların başlıcalarıdır. Dokuzuncu Kalkınma Planı Stratejisi’nde (2007-2013) ekonomide kayıt dışılığın azaltılması başlığı altında yer verilen şu ifadeler kamu erkinin işletmelerdeki dijital uygulamalara ilişkin fikir verici mahiyettedir: “Kayıt dışı ekonomik faaliyetleri önlemeye yönelik olarak; tüm tüzel kişilikleri içeren tek numaraya dayalı bir bilgi sistemi oluşturulacak, ticari defterler elektronik ortamda tutulacak, e-ihale, elektronik fatura ve elektronik ödeme sistemleri geliştirilecek, mali işlemler ve tapu kayıtlarına ilişkin veri tabanları oluşturulacak, ödemelerde nakit kullanımını azaltacak tedbirler geliştirilecektir.”

Dijital işletmenin yansımalarını anlamak noktasında önemli örneklerden birisi de Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VE- DOP)’dir. VEDOP, vergi dairelerinin işlevlerinde bilişim teknolojilerinin olanaklarından yararlanarak vergi dairelerindeki iş yükünü azaltmak, etkinlik ve verimliliği artırarak vatandaşlara ve işletmelere daha iyi hizmet sunmak, vergi yükünün daha adaletli bir şekilde dağıtılmasını sağlamak ve vergi tahsilâtını daha verimli bir hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Yine e-devlet uygulamaları içerisinde e-beyanname uygulaması dikkate değerdir. 01.10.2004 tarihinden itibaren “İnternet Vergi Dairesi” web adresi kullanılarak uygulanmak üzere yürürlüğe konulan bu uygulama ile işletmelerin vergi uygulamalarını sanal dünya üzerinden yürütmeleri mümkün olmuştur. Bu çerçevede Maliye Bakanlığı tarafından 2009 yılında pilot olarak uygulanmaya başlanan e-haciz sistemi de bir diğer örnektir. Mükelleflerin banka hesaplarına haciz konulması anlamına gelen e-haciz uygulaması ile kamu alacaklarının tahsilinin hızlandırılması, takip masraflarının azaltılması, iş yükünün azaltılması, zaman tasarrufu sağlanması ve haciz uygulamalarının elektronik ortamda yapılması amaçlanmıştır. Bu anlamda Mernis, E-imza, Uyap, Soybis, Bütünleşik Sosyal Yardımlar, Gümrük Modernizasyonu, E-bildirge, Medula, Akıllı Kart, E-Devlet Kapısı, Takbis, Araç ve Sürücü Bilgi Sistemi, Girişimci Bilgi Sistemi gibi projeler kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerçekleştirilen diğer bilişim projeleridir.

Dijital İşletmenin Güvenliği

Bilişim teknolojileri işletmelere getirdiği avantajların yanı sıra yeni döneme özgü bir takım sorunlar da ortaya çıkarmıştır. İşletme ve son kullanıcı arasındaki aracıları kaldıran yeni ekonominin, Avusturyalı iktisatçı Joseph Schumpeter’in tanımlamasıyla “yaratıcı bir tahribat” meydana getireceği öngörülmüştür. İnternetin kullanıcılara sunduğu olanakların, klasik ticari faaliyetlere ya da bilişim sektöründeki gelişmeleri bünyesine uyarlamayan işletmelere olumsuz etkilerinin olacağı ortadadır. Yeni ekonominin ağ yapısı başta olmak üzere ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri birçok araştırmaya konu olmaktadır. Biz burada bilişim teknolojilerinden yararlanan işletmelerin karşılaştığı bir takım olumsuz durumlardan bahsedeceğiz.

Bilişim teknolojileri ile bütünleşmiş işletmelerin, klasik işletmelere göre maruz kaldıkları en büyük tehlike güvenlik riskidir. İnternet, intranet, extranet, yerel/geniş alan ağları ve elektronik veri değişimi bilgiye erişim, ulaşım ve paylaşım noktasında büyük olanaklar sağlamış, ancak aynı oranda da bilginin güvenliği sorununu ortaya çıkartmıştır. İnternet korsanlığı, bilgi hırsızlığı gibi yeni suçlar, bilgiye erişimin kolaylığının olumsuz etkileri olarak ortaya çıkmıştır. Bilgi alışverişi arttıkça ve işletmeler daha çok kullanıcı ve paydaş ile işbirliği içine girdikçe bu tür tehdit ve sorunların artacağı da kesindir. O yüzden bilginin güvenliğinin sağlanması, bilişim teknolojileri ile birlikte önemi artan bir konu olmuştur.

Bilgi güvenliği; bilginin gizliliği, bilginin bütünlüğü ve bilginin erişilebilirliğine gelecek zararların engellenmesi şeklinde üç ayrı bölümde incelenmektedir. Gizlilik, bilginin sadece hedeflenen kişi ve kitleler tarafından erişilebilir olması; bütünlük, bilginin yetkisiz kimseler tarafından değiştirilemez olması ve bütünlük, bilginin içeriğinin kaynağında olduğu ve verilmek istendiği gibi hedef kişi ve kitlelere ulaşması olarak tanımlanmaktadır. İşletmeler bilgi güvenliğini sağlamak için bir takım politikalar uygulamaktadırlar. Bunların başlıcaları şöyle sıralanabilir (Karaaslan vd., 2003: 2):

1.    Kabul Edilebilir Kullanım Politikası: Ağ ve bilgisayar olanaklarının kullanımı konusunda kullanıcıların hakları ve sorumlulukları belirtilir. Kaynakların kullanımına kimlerin izinli olduğu, uygun kullanımının nasıl olabileceği, erişim hakları, yetkiler, öncelikler, hak ve sorumluluklar belirlenir.
2.    Erişim Politikaları: Kullanıcıların ağa bağlanma yetkilerini belirlenir. Kullanıcılar kategorilere ayrılır ve sistem yöneticisi de dahil her kullanıcı için bir yetki alanı belirlenir.
3.    Ağ Güvenlik Duvarı (Firewall) Politikası: İşletmenin ağı ile dış ağlar arasında bir geçit olarak görev yapan ve İnternet bağlantısında kurumun karşılaşabileceği sorunları çözmek üzere tasarlanan çözümlerdir. Sistemi dış saldırılara karşı korur. Başlıca çözümler şunlardır:

•    Proxy: Bağlantı uygulamasında araya giren ve bağlantıyı istemci için kendisi gerçekleştiren bir hizmettir. Proxy’nin kullanımı, uygulama temelli (application-level) güvenlik duvarı olarak da adlandırılabilir.
•    Anti-Virus Çözümleri: HTTP, FTP ve SMTP trafiğini üzerinden geçirerek virüs taramasını yapmayı ve kullanıcıya gelmeden önce virüslerden temizlemeyi hedefleyen sistemlerdir.
•    İçerik Süzme (content filtering): Çeşitli yazılımlarla ulaşılmak istenen web sayfalarını, gelen e-posta’ları süzmeye yarayan sistemlerdir.
•    Özel Sanal Ağlar (Virtual Private Network-VPN): Ortak kullanıma açık veri ağları (public data network) üzerinden kurum ağına bağlantıların daha güvenilir olması için kullanılan bir şifreleme sistemidir.
•    Nüfuz Tespit Sistemleri (Intrusion Detection Systems-IDS): Şüpheli olayları, nüfuz ve saldırıları tespit etmeyi hedefleyen bir sistemdir.

4.    İnternet Politikası: İnternet erişiminin sınırlandırılmasıdır. Bu şekilde amaç dışı kullanım, zaman kaybı ve internet yolu ile sisteme giren virüs veya truva atı (trojan) gibi zararlı yazılımlar ya da etkin kodlar önlenmiş olur.
5.    Şifre Yönetimi Politikası: Kullanıcılara şifre atanmasıdır.
6.    Fiziksel Güvenlik Politikası: Bilgi işlem araçlarına yönelik fiziksel saldırıları engelleyebilecek önlemlerdir.
7.    Sosyal Mühendislik Politikası: Kullanıcıların etki altına alınmasını engellemek ve bilgi iletişiminde sorumlu ve duyarlı olmalarını sağlamaktır.

Günümüzde her işletme dijital işletmeye dönüşmüştür. Değişimin temel dinamiği olan bilişim teknolojileri, işletmelerdeki yönetim süreçlerinin yeniden yorumlanması ve kurgulanmasını zorunlu kılmakta, hatta işletmelerin hayatta kalma ve rekabet edebilme başarıları bilişim teknolojilerine uyum başarıları ile doğru orantılı hale gelmektedir. Bu anlamda bilgi teknolojilerinin işletmeler tarafından stratejik bir bakış açısı ile ele alınması zorunluluğu açık ve net gözükmektedir.

Bilişim teknolojilerinin etkilerinin stratejik bir bakış açısı ile ele alınması kuşkusuz daha etraflı ve daha çok yönetim bilişim sistemleri disiplininin alanına giren çalışmalara ihtiyaç duymaktadır. Bununla beraber bütün stratejik seçim ve yönelimlerde dikkate alınması gereken ortak noktalar olabilir ki biz bu noktada bilişim ve işletme yönetimi ile ilgili bütün yönelimleri etkileyecek dört noktadan bahsetmek istiyoruz. İşletmelerin hangi stratejik seçimleri yaparlarsa yapsınlar dikkate almaları gereken bu dört boyut; müşterinin değişen niteliği, bilginin çokluğunun doğurduğu tehdit, güvenlik sorunu ve insan kaynaklarına yönelik yeni yaklaşım zorunluluğudur. Şimdi bunlarla ne kastettiğimizi açıklamaya çalışalım:

Müşterinin Değişen Niteliği

Yeni dönemde işletmelerin müşterileri ile ilişkileri yeniden tanımlanmaktadır. İşletmeler sonuçta müşteri gereksinimleri ve beklentilerini dikkate almak için ortaya çıkan yapılanmalardır. Geçmiş dönemlerde el işçiliği ve zanaat ustasının müşterisine gösterdiği ilgi ve onun gereksinimlerini karşılayabildiği ölçüde başarılı olabiliyor ya da tutunabiliyordu. Yeni ya da modern dönem, bunu değiştirdi. Kitle üretimi ve büyük ölçekli arzlar, piyasanın genişlemesi müşterilerin belli sınıf ve düzeylerde tanımlanmasını gerektiren bir yaklaşım doğurdu. Müşteriyi belli tüketim kalıpları içerisinde değerlendirilmek aslın- da onu bir önceki döneme göre daha az beklentiye sahip olması beklenen bir konuma indirgedi. Ancak bilgi teknolojileri ile girilen yeni sürecin bir tür eskiye dönüş meydana getirdiği söylenebilir. Yeni dönem müşteri gereksinim ve beklentilerini en azından teorik anlamda birebir karşılayabilecek bir yetkinlik sağlamıştır. Müşterinin beklenti ve taleplerini önceleyen el işçiliği ve zanaat dönemi bilişim teknolojileri ile yeniden mümkün hale gelmiştir. Bu çerçevede işletmeler müşterileri ile bilgi teknolojileri aracılığı ile özgül ve öznel ilişkiler kurabilme yeteneklerini artırabildikleri ölçüde rekabetçi üstünlüklerini artırabileceklerdir. Çünkü müşteriler artık klasik müşteriden daha ötede, sosyal medya aracılığı ile işletmelerin ürün ya da hizmetleri hakkında olumlu ya da olumsuz etkilere sahip olabilecek bir yerde konuşlanmışlardır.

Bilginin Çokluğunun Doğurduğu Tehdit

Yeni dönemde bilgiye erişim artık kolaylaşmıştır. Erişimin kolaylaşması birçok fırsat oluşturduğu gibi büyük bir problem alanı da ortaya çıkartmıştır ki bu da bilginin çokluğunun karar verme süreçlerinin etkinliğini kısıtlamasıdır. Birçok iletişim kanalından akan bilgi, müşteriler, paydaşlar ve rakiplerden yağan, sayısız ve sınırsız veri işletmeleri doğru bilgiyi, doğru zamanda ve doğru yerde işleyebilmek problemi ile yüz yüze getirmektedir. Günümüzde bilgi işlemek ve istenen bilgiyi arıtıp kullanılabilir biçim ve şekillerde sunabilmek işletmelerin önündeki en büyük zorluk olarak durmaktadır. Bu dönemde karar verme süreçlerinin hızlanması ve bilgi teknolojilerinin doğasında yer alan zamansız ve zeminsiz bir içerikle yeniden kurgulanması işletmelerin yeni dönemde öncelikleri arasına girecektir. Anlık mesajlarla biçimlenmiş bir dünyanın yeni müşteri kitlesine ulaşmak kadar, üretimden dağıtıma bütün paydaşlarla faaliyet eş güdümlemesi oluşturmanın yolu karar verme süreçlerini etkin ve verimli çalıştırabilmek, bu da bilgiyi işleyerek doğru zamanda ve zeminde kullanabilmekle mümkündür.

Güvenlik Sorunu

Dijital işletme, oluşturduğu fırsatlar kadar barındırdığı tehditlerle de kendine özgü bir içeriğe sahiptir. Bilgi ve ağ güvenliği, bu tehditlerin başında gelmektedir. Bilgi teknolojilerinin kendine özgü doğası ile ortaya çıkan tehditler bu konu ile ilgili ayrı bir sektörün doğmasına neden olmuştur. Bugün işletmeler, yaptıkları bilgi teknolojileri yatırımları kadar, bilgi teknolojilerinin güvenliği konusunu da dikkate almak zorundadırlar. Bilgi teknolojilerinin güvenliği, bir işletme riski haline gelmiştir. Mevcut tehditlere yönelik güvenlik önlemleri, aktif ve öngörülebilir bir güvenlik stratejisini zorunlu kılmaktadır, çünkü teknolojinin hızlı değişimi, tehditlerin de sürekli içerik ve yön değiştirmesine neden olmaktadır.

İnsan Kaynaklarına Yeni Yaklaşım

Dijital işletme insan kaynakları yaklaşımını bilişim teknolojileri ve özelde sosyal medyanın hayatımıza getirdiği yenilikleri dikkate alarak oluşturmak durumundadır. İşletmenin insan kaynakları ile olan iletişimi ve yine insan kaynaklarının kendi aralarındaki iletişimin etkin olması her anlamda işletmeye katkı sağlayan bir durumdur. Yeni dönemde işletmeler sosyal medyanın iletişime getirdiği değişimi de dikkate almak durumunda kalacaklardır. Her çalışan, işletmenin aktif bir paydaşıdır. Bilgi yoğun bir hayat içerisinde işletmeler insan kaynakları ile olan işbirliklerini bilgi temelli olarak yeniden değerlendirecek, yeni çıkan ürün ve hizmetlerin değerlendirilmesi ya da işletme süreç ve işleyişine yönelik anlık değerlendirmelerin paylaşılmasına önem vereceklerdir. Bu anlamda işletmeler tüm paydaşları ile olduğu kadar insan kaynakları ile de görünür ve şeffaf bir yönetişim sürecine girmelidirler. Bilgi teknolojilerinin getirdiği değişim ve dönüşüm hem insan kaynaklarının etkinliğini artırmış, hem de işletmelerin insan kaynakları ile ilişkisini -biraz da bu etkinlikten kaynaklanan bir sonuç olarak- yeniden ele almalarını gerektirecek yeni bir anlayış ve algı doğurmuştur.

Kaynak: Bilimevi İktisat Dergisi (3. Sayı)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner4

banner6